deep
1. (z). derin derin, derinde. deep laid schemes enine boyuna düşünülmüş. planlar, gizli ve geniş planlar.
2. (i). derinlik, engin, deniz. the deep ,şiir enginler, deniz, derya. the deep of winter karakış.
fishing
1. (i). balık avlama, balık avı, balıkçılık; ağız arama. fishing boat balıkçı kayığı veya gemisi. fishing rod olta kamışı. fishjng tackle veya gear balık takımı, baIıkçı takımı.
2. i. balık avı, balık tutma, ağız arama