deniz
1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2. Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
ingilizcesi: sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.
jaluzi
1. İçeriden görülmeksizin dışarıyı görmeyi sağlayan, şerit biçiminde metal veya plastik levhalardan yapılmış bir tür pencere kapama düzeni, şerit perde.
ingilizcesi: blind. persian blinds. persiennes. window shade. venetian blind. jalousie.