güvenlik
1. Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.
2. Devlet olarak örgütlenen bir toplumun düzen ve güvenirlik içinde bulunması durumu.
ingilizcesi: safety. security.
kamera
1. Kamera ile görüntüyü kaydeden kimse.
2. Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk.
ingilizcesi: camera.
sistem
1. Dizge.
2. Düzen.
ingilizcesi: system. the system. regulation. regime. framework. graticule. grid. gridiron.