dil
1. Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı
2. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban
ingilizcesi: speech. tongue. language. speech. clapper. lingo.
kur
1. Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri.
2. Bir kursun basamaklarından her biri.
ingilizcesi: course. class. rate of exchance. rate. courtship. flirt. suit. wooing. attention. court. flirtation. par. pass. rush. addresses.