beyin
1. Kafatasının üst bölümünde beyin zarı ile örtülü, iki yarım yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, dimağ.
2. Muhakeme, usa vurma.
ingilizcesi: cerebral. brain. encephalic. brain. cerebrum. brains. intelligence. gray matter. grey matter. loaf. mastermind. sensorium.
sinir
1. Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet
2. Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik.
ingilizcesi: arse. bugger. nerve. sinew. string. fibre. anger. irritation. emotional balance. equanimity. crabby. irritating. irksome. annoying. fiber. rib. vein. nervous. habit.
hastalık
1. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı
2. Ruh sağlığının bozulması durumu.
ingilizcesi: illness. disease. sickness. affection. ailment. bad blood. distemper. ill. infirmity. invalidism. invalidity. malady. patho-.